Nez gerçekten depresyonda?

0
102
Nez, 2000'li yılların en parlak çıkışından sonra müzik kariyerini ikinci plana atıp birçoğumuzda hayal kırıklığı yaratan bir isim. Radikal bir imaj değişikliğine giden Nez için "Kesin depresyonda" yorumu yapılmış. Peki sahiden öyle mi? Nez gerçekten depresyonda mı?

Büyük hayal kırıklığı yaratmıştı

Türkçe pop’un gelmiş geçmiş en büyük hayal kırıklıklarından biri tabii ki Nez… 2000’li yıllarda dansı, şarkıları ve imajıyla çok konuşulan, “Aradığımız taze kanı bulduk” dedirten Nez, müzik kariyerinde ilk albümü hariç bir türlü istenilen başarıları sergileyemedi. Hatta başarının çok uzağında kaldı, magazinsel olaylarla gündeme gelerek marka değerine de zarar verdi. Ama bir şekilde o ilk büyük çıkışının hatrına ilgi odağı olmayı da başardı.

 

 

“Pandemi döneminde çok şey değişti”

Nez son günlerde radikal bir imaj değişikliğine gitmiş. Saçlarını sıfıra vurdurtmuş. Gelen tepkiler tahmin edilebilir cinsten. “Kesin depresyona girdi” denilmiş hemen. Peki o ne demiş? Şunları söylemiş: “Her halimizle güzeliz, hayat çok kısa. Yeter ki sevdiklerimizle sağlıklı, mutlu olalım. Pandemi döneminde çok şey değişti. Yeni dünya, daha doğal, daha güçlü. Sevgilim eve geldiğinde kafamdan öptü, ‘Sen her halinle inanılmaz bir kadınsın’ dedi. Annem, babam herkes destekliyor…”

 

 

Gerçekten depresyonda mı?

Yani özetle depresyonda olmadığını, son derece huzurlu ve mutlu bir hayat yaşadığını açıklamış. Daha da önemlisi pandemi sürecinde hayata bakış açısının değiştiğini, olaylara ve konulara daha farklı bir şekilde baktığını ima etmiş. Nez gerçekten depresyonda mı? Bence değil. Açıklamasında huzur arayışındaki bir kadından çok değiştiremeyeceği koşulları kabullenen ve buna uyum gösteren bir kadın imajı çizmiş çünkü. O zaman artık şu öz eleştiriyi yapalım: Neden saçlarını kazıtan herkesin depresyonda olduğunu iddia ediyoruz? Radikal değişimlere neden bu kadar tutucu tepkiler veriyoruz? Neden güzellik algısını ‘tek tip’leştiriyoruz? Neden güzel bir kadının fiziksel değişiminin altında yatan manevi nedenlerle empati kurmak yerine hemen çerçeveden bir sonuç çıkartma eğilimindeyiz?